ömrü boyunca en az on kulaklık eskitmiş okurlara hitap eden blog
Haber niteliği taşıyan basit bir blog yazısıyla “Diamond Eyes“ı geçiştireceğimi okurları utandırmanın vakti geldi. “Saturday Night Wrist” ile grubun fanları bunu saymıyoruz demişlerdi. Bence o albüm de fena değildi ama nedense iyi tepkiler alamadı hiç. 2006′nın sonunda çıkan bu albüm grup üyelerinde de benzer bir etki bırakmış olacak ki 2007 sonunda yeni bir albüm yazmaya [...]
Metal müzik dinlemeye başlamasaydım acaba hayatım bugün nasıl olurdu diye düşünmeden edemem bazen. Benim gibi pek çok insan düşünüyordur aslında böyle hatta çoğunun benden anlatacak daha çok şeyi vardır bu müzik türü adına. Mesela ilk hangi albümü dinlediğimi hatırlayamıyorum, hangi grubun beni özellikle bu türe yönlendirdiğini de. Şu an bildiğim tek şey ise metalci diyeceğim [...]
Japonlar teknolojide dünyanın bir numarası olurken Kanadalılar manevi değerler üzerinde durup köklerinden gelen sanatçı ruhla birlikte ambient janrında kulakları erekse edici eserler ortaya çıkaracak müzisyen bir nesil yetiştirdiler. Kanadalı bir müzisyen olsam ben de büyük ihtimalle böyle bir müzik icra ederdim. Emotive genç kitlelerin debut albümüyle tapması gereken ama tahminimce henüz varlığından çoğunun haberdar olmadığı [...]
Kuzey İrlandalı indie pop triosunun ilk albümü gelecekleri açısından türün pek çok dinleyicisini heyecanlandıracak nitelikte. Adamların memleketi turistik bir yer olunca da debut albümlerinin isminin “Tourist History” olması kaçınılmaz olmuş, neden kaçınılmaz olmuş orasını bilemedim. Bizim Bodrum’dan, Antalya’dan böyle gruplar çıkabileceğini sanmıyorum ama yine de Hande Yener‘i kabullenebilmemiz önemli bir adım. Albümün kayıt aşamasıyla ilgili [...]
İcra ettikleri müzikte iki iki daha beş etmeyen gruplar vardır, Coheed and Cambri onlardan biri bence. Vokalin saçları güzel diye rüzgarına kapılan her ergene bu ne lan diye uçurtacak da güce sahipler aynı zamanda. “Year of the Black Rainbow” grubun geri dönüş albümü oldu. Geri dönüşleriyle birlikte albümün giriş şarkısının ardından gelen “The Broken” ve [...]
Sevgimin saygımın bitmeyeceği mathcore grubunun dördüncü stüdyo albümü de düştü bir yerlere, sevgimin sonsuzluğu sayesinde de dinlemeden edemedik tabi. Gürültüde sınır tanımayıp ultra deneysel çalışmalarına rağmen bir grubun dünyanın elit isimleri arasına girmesi tesadüf olabilir mi? The Dillinger Escape Plan‘in müzik dünyasında yaptığı yeniliği bence Cumhuriyet dönemindeki hiçbir hükümet yapmamıştır desem espri yaptığımı anlayabilecek insanlara [...]
Herhangi bir metalcore grubunun ismini Google Images arama motoruna textline’ına klavyenizin enter tuşuna bassanız dünyada popüler olan tek taraftan öne indirilmiş saç modelli 4-5 tane dövmeli geni görmeniz muhtemeldir. Bu özelliğin geçerli olmadığı ve fakat sound olarak diğerlerinden çok da farklı olmayan bir grup Bleeding Through. Grup elemanlarının sahip olduğu gothic imajı hiçbir zaman benimsediğim [...]
Yıl 2010 olduğunda hala bu grubu dinliyor olacağımı biliyordum. Darbeli mood swinglerle dinleyicileri coşturup yerine dibine soktukları “Diamond Eyes” adlı albümle geri döndü Sacramentolu arkadaşlar. Hoş ne yapsalar dinleyecektim ama spuıtnikmusic.com yazarına “better than white pony” yazdıracaklarını tahmin etmiyordum. Albüme ismini veren şarkı için bir youtube araması yapıp güzel bacaklı hatunları izlemek mümkün. Deftones’un son [...]
Almanya’nı hamburger schule’si güzeldir diyen herkes bu yılın en iyilerinden biri olmaya aday “Schall und Wahn“. Türün gerektirdiği biçimde grunge, punk ve deneysel pop elementleri çok çok iyi kombine edilmiş albümde. Roskilde gibi büyük festivallerde çalmış bu grup için adından söz ettirecekler demiyorum ama hayran kitlelerini katlayacaklar gibi. Umarım bizim sayemizde de Türkiye’de bu grubu [...]
Geçen sene metal alemi açısında tam bir sludge yılı olarak geçti arşiv sayfalarına ama geçen yıl dinlediklerimin arasında beni en çok vuran sludge grubu ne Mastodon ne de bir başkasıydı. Kylesa‘yı uzun zamandır yazmak istiyordum bloga, sonunda şansımı buldum ve bunu değerlendiriyorum. Decibel Magazine’in listesinde de albümleri harika bir yerde, benim için de öyleler. “Static [...]
Kabul etmek lazım geçtiğimiz yılın en büyük çıkışlarından biri gruba aitti. Bir dinleyici olarak beni başlarda sıkan ama sonrasında dinlendiriciliğiyle yıl içinde favorilerim arasına giren, maxaljin tadından bir albümdü “Veckatimest“. Brooklyn orijinli grup labeldaşı Bibio ile‘u yılın en müzikseverlere en büyük güzelliklerini yapan labelları listesine soktu. Bizim beşinci sırada gösterdiğimiz bu albüm Wall Street Journal‘a [...]
Uzun bir aradan sonra bir metal albümü kritiği ile karşınızdayım. Bana bu aktiviteyi yaptıran grup ise 90larda ve 2000lerde sevilerek dinlenmiş ama bir gözüküp bir kaybolmuş enteresan grup Fear Factory. Yeni bir FF albümü çıkacağını duyduğumda önce kahkahalarla “ulan ne gereği vardı” dedim. Kilosuna kurban Dino Cazares‘in otuz yan projeden sonra FF kadrosunda yer alması [...]