ömrü boyunca en az on kulaklık eskitmiş okurlara hitap eden blog
Boş gecelerde 2003′e geri dönğo Fransız screamosunun güzel örneklerinden bir Mihai Edrisch albümü olan “L’un Sans L’autre“‘a dönmenin faydası var. “A Demi Mots” “Et Pourtant”
Profound Lore Records deniz gibi, ne çıksa yeniyor. Label’ın beni kendine son aşık eden grubu Wolvhammer oldu. Şimdi ilkokul matematik bilgilerimizi yoklayalım. Extreme müzik severler bir kümede olsun, diğer kümede de evde hasta yatanlar. Bu kümelerin kesişiminde siz varsanız, grubu son albümü ”The Obsidian Plains” aradığınız ilaç. Her ne kadar albüm grubun debut’su “Black Marketeers of [...]
Bu grupla ilgili bir post daha vardı. Şimdi benim bildiğim ikinci albümleri çıkmış: “Conversation Piece“. “Plan B” kadar güzel bu da yalnız grupta yaprak dökümü olmuş, violinist hatunu göremiyorum, kendisi blogumuzun da takipçisiydi yazılanları anlamasa da. Tabi enstrüman eksikliği de var.Yine de albümde her şarkı güzel, ben iki numaralı şarkıyı koymaya karar verdim.
Biraz konser grubu tadında, biraz progressive. “The Ghost You Gave to Me” güzel bir albüm olmuş.
Güzel bir albüm “No Color”. How I’m suppose to know that? How I’m supposed to know? How I’m suppose to know that? How I’m supposed to know? How I’m suppose to know that? How I’m supposed to know that you need me?
Zamanında dinlemediğim için kendimi hiçbir zaman affetmeyeceğim albümler listesi “Heroine” ile girdiler.
dağıldı bu grup. dağılmasa iyi olur. neyse, fotoğraf 2003′ten. 2004′te dinlemeye başlamıştım bu grubu.
İlk kez iki hafta önce dinledim bu grubu ve ilk EP’sini, nihayet de bir şeyler karalamaya fırsat buldum. İtalya’dan son zamanlardan dinlediğim en iyi gruplardan biri. Kaotik bir tarzları var, Converge‘i anımsatmıyor değil, ambient kesitler de var şarkılarında. Buralarda tanınmasa da The Dillinger Escape Plan, Underoath, Coalesce, Russian Circles, A Storm Of Light, These Arms [...]
Son zamanlarda underground hardcore camiasından dinlediğim en iyi gruplardan biri Birds In Row. Çoğunuzun bu grubu daha önce dinlemediğini varsayıyorum, gerçekten yeni ve emin adımlarla yeraltında bir şeyler yapmaya çalışan bir grup. Throatruiner Records‘tan [#] arkadaşımız Matthias olmasa biz de duymayacaktık onları. Birds In Row Fransa’dan çıkma (lirikler İngilizce), Modern Life Is War, Kylesa, Rise [...]
Uzun zaman bloga yazmayalı. Bu uzun arada müzikten uzak kalmadık elbette ki. Kış başlangıcında olduğumuz ve yılın sonuna geldiğimiz şu dönemde geri dönüp baktığımda müzik adına kafamda en net beliren şey bu yıl sert müzik adına en çok dinlenen tınıların birbirinden alakasız progresif tonlar olduğu. Özellikle bu tür müzikleri yeni dinlemeye başlayan pekçok genç dinleyiciyi [...]
Bu sene aslında önemli bir şey oldu. Dünyanın en ciddi Slipknot fanı popülasyonuna sahip ülkelerden birisi olan Slipknot -yalan değil, 40 yaşında adamda da teesini görmüşlüğüm var, 10 yaşında çocukta da- grubunun vokali Corey Taylor ve gitarist Jim Root yan projeleri Stone Sour ile birlikte İstanbul’da, Sonisphere’delerdi. Müziklerini de çok güzel icra edip ülkelerine yolladık [...]
Her zaman temposu çok yüksek ve jam havasında olan jazz parçalarını ilgiyle dinlemişimdir. Soloistler her an farklı bir süprizle karşıma çıkıcakmış gibi gelir ve bir sonraki cümleyi heyecanla beklerim. Diğer yandan, her notanın renginin daha da farkedilebilir olduğu sakin tınılarda sizi kafanızdaki binbir düşünceden uzaklaştıracak mucizevi anları yakalamak mümkün oluyor. Herşeyi aynı anda beklemek biraz [...]