ömrü boyunca en az on kulaklık eskitmiş okurlara hitap eden blog
İsmini bir Counting Crows şarkısındaki sözlerden etiklenip alan bir grubun death metal icra etmesi çok da akla mantığa yatacak bir vizayet değil. “Fifty million feet of earth between the buried and me” sözünden bu kadar etkilenen Kuzey Carolina’lı progresif death metal / metalcore grubu son albümü “The Great Misdirect” ile huzurlarımızda. Hatırlarsanız 2006′nın “The Anatomy Of” adlı cover albümünde de Between The Buried and Me bir ilkin altına imzasını atarak adı “Ghost Train” olan o pop rock şarkısını coverlamıştı. Bir yıl sonra çıkan “Colors” albümü kendileri için bir dönüm noktasıydı müzikal anlamda. Dönüm noktalarından sonra atılacak adımlar büyük öneme sahiptir, o adım da bugünlerde çıkmış olan Victory Records etiketli “The Great Misdirect“.
Between The Buried And Me’nin kendini geliştirmeyi bilen zeki elemanlardan kurulu olduğunu bu albümle ispatlamak mümkün. Az önce bahsettiğim ve bir dönüm noktası olarak nitelediğim “Colors” albümü üzerinde yaratılmış bir albümle çıkmışlar karşımıza. Fazla alengirli olaylara girmeden harika olan önceki albümlerini yapısal olarak biraz daha geliştirip ortaya leziz bir müzik çıkarmışlar. Özenerek bezenerek kaydedilen eski albümü rafine etmişler adeta. Bu albüme “Mirrors” adlı önceki albümün introsuna göre nispeten daha yumuşak bir şarkıyla girmişler. Ardından albümden daha önce yayınlanmış ilk şarkı olan “Obfuscation” geliyor ve bize dokuz küsür dakikalık bir müzik ziyafeti çektiriyor. Bunu takiben grup elemanlarının yeteneklerini cömertçe sergilediği onar dakikadan uzun olan “Disease, Injury, Madness” ve “Fossil Genera – A Feed from Cloud Mountain” geliyor. Daha sonra grubun gitaristi Paul Waggoner’in vokalleri üstlendiği “Desert Of Song” ve on sekiz dakikaya yakn süren epik çalışma “Swim to the Moon” ile albüm bitiyor. Modern bir şekilde icra edilmiş kaliteli metal müziğe bir saatini ayıracak herkese tavsiyedir bu şık albüm. Sonuç olarak 2003′ün “The Silent Circus” albümünün gazlamasının onda birini barındırmasa da ultra ahenkli bir albüm olmuş.
Yorumla