Punk müziğin evrilerek aldığı sert hal ve sonrasında ortaya çıkan hardcore ile birbirinden farklı günümüz alternatif müzik dünyasında önemli yer teşkil etmekte. Hardcore türevleri içinde de bir şey var ki ilk dinleyeni kendini tutsak edip uzun zaman boyunca dinlettirecek fakat zamanla çok çok soğutacak cinsten. Bahsettiğim tarz başlıktan da anlaşılacağı üzere beatdown hardcore. Fazla yetenek sahibi olmadan rahatlıkla icra edilen bir müzik türü olmakla birlikte medya gazı yemediği için milyonlarca türev gruba sahip olmadan kaybolup giden tarzlarda biri.
Bugünkü beatdown gruplara baktığım çoğunun imaj olarak New York’un DMS familyasındaki gruplardan etkilendiğini görüyorum. Şarkı sözlerinde maholuk, barzoluk bir numaralı konuyken üstüne metalik, hızlı olmayan ve bol groovy riffler eklemek beatdown hardcore’un tarifi adeta. Bu arada beatdown gruplarının promo fotoğraflarının çoğunda mutlaka elemanlardan teki bir New York’lu grubu tee’siyle görülecektir. Dediğim gibi esinlenme, esinlenmenin ötesinde hayat felsefesi gibi kabul etme gibi bir şey bu.
Bulldoze sanırım bu türü icra eden en eski gruplardan biri. Türü güzel bulan biri için grubun her albümü şaheserdir. Bununla birlikte grubun New York orijinli olduğunu söylemem kelime israfı olacak. Ağır metal ağabeyliğini ve leş imajlarını taşımalarının yanında bereli, kel ve top sakallı birer hardcorecular da kendileri. Cold as Life‘ın “Born to Land Hard” bu türdeki en iyi yapıtlardan biri yine. Benim en sevdiğim albümlerden biri Hoods’un “The King Is Dead“i sanırım. Six FT Ditch‘in “Unlicensed Cemetary“si gizli bir efsane olarak yer almış hem beatdown hardcore tarihinde, hem de mosh pitlerde. Favori beatdown grubum ise Death Before Dishonor. Özellikle diğer pekçok beatdown grubundaki basitliği bu grupta bulmanız o kadar kolay değil. Pek alışagelmedik metal rifflerini güzel groovelarla ve sağlam davulla desteklemesini çok iyi bilen Boston’lu bir grup Death Before Dishonor. “Count Me In” albümünü dinlemiş pek çok jesuscore indie tribindeki insan evladı bir anda mosh pit warrior oluvermiştir. 50 Caliber ve Shattered Realm yine bu tarz civarlarında dolaşan ve sık dinlediğim diğer gruplar. Bir de bu gruplar arasında en büyük festivallerde çalan Full Blown Chaos‘un isminin geçmesi lazım. Fransa’dan Kickback de 90lardan beri efsane. Thick As Blood, Emmure, Knuckledust, xFat Assx yine sevilen sayılan beatdown grupları arasında.
İnsan nasıl bir değişim geçirdiyse aynı değişimi hem dünyaya, hem de zamanla kendi yarattığı şeylere yansıttı. Kendi yarattığı şeyler arasında müzik de var tabi ve müziğin içindeki en gereksiz oluşumlardan biri de beatdown hardcore. Gereksiz olması sevmiyor olduğum anlamına gelmesin. Bulldoze gibi gruplar gerçekten de berbat müzik icra ederek yaşımını devam ettirse de arada heyecan bombası, insanı duvarda duvaran ve saf kazımasyon işler çıkmıyor değil. Sanırım aynı şekilde çok da değişime uğramadan sürüp gidecek bu beatdown hardcore furyası.
B.H
Eylül 1st, 2010 at 13:34
Bu türün başarılı gruplarından Belçikalı Nasty grubunu bir dinle, bakalım.
http://www.youtube.com/watch?v=2p6JRjDGm3k