Yağız YılmazBir arkadaşım bana “illüstratör nedir” demişti.  “Bi sürü renkli kalemi olan insandır” demiştim, düşünmeden. Gözleri büyüdü, yadırgar gibi baktı. Sonra, “doğru lan” dedi. Basitliğin kabul görmemesi gibi bir olay var. Yöntem ne kadar karmaşıksa o kadar çok alkışlamalıyım diye zanneden bir kitle var. Kompleks icraat tripleri içinde aldıkları yolun vektörel ifadesinin sadece arkalarını dönmek olduğunu kabul edemiyorlar. Yağız Yılmaz‘a “sen kimsin, bilader” diye sordum. O da “melaba, ben benim” dedi. Ve aslında böyle bir dialog hiç yaşanmadı. Bu arada Yağız’ın fabrikasyon sanat insanlarına hazırladığı laflar gerçekten öğreti niteliğinde. Şimdi, ben aradan çekiliyorum ve önce “Unfaithful” sonra “Das Sanatsal” geliyor.
Unfaithful - Yağız YılmazÖncelikle insanlar, çalışmalarını düşünürken veya yaptığı esnada egolarına kulak verip, toplum tarafından kabul görme arzusunun esiri olmak yerine kendilerine, hayatlarına ve özgün fikir / düşüncelerine odaklanmalılar sanırım. Arz talep mantalitesi ile yapılan yüzlerce -sözüm ona- başarılı çalışma ve onların sahipleri, şu anda sokaklarda göğüsleri kabara kabara geziyorlar. Tamam. Gezsinler. Tamam ama, ben göğsü kabarandan çok, o adamın göğsünün kabarmasına sebebiyet veren adama bakarım ilk önce. Yani arz talep mantalitesi ile yaptığın işe istinaden seni tutup göklere çıkartıyor, ve sen de buna “eyvallah” diyorsan, o kabaran göğsün 5 para etmez benim için. Bir insanın kendini sanat gibi legal bir yol ile ifade edebilmesi veya bir fikri, düşünceyi dolaylı yoldan işlemiş olması takdire şayan bir şey değildir. Bu bir malubiyet veya galibiyet savaşı değil. Bu kendini ifade etme yoludur. Örneğin günümüz Türkiye ‘sindeki bu sanata olan ilgi alaka yoğunluğununu elle tutulur hiç bir somut nedeni yok. Çoğu gencin ne yapmak istediğini bile bilmemesi ve herşeyin çabucak büyüsüne kapılmasıdır buna neden olan da. Sanatı çok çabuk sevip sahiplendi bu ülke ve ülkenin insanı. Tabi yine de bu genel olarak iyi bir şey diyebiliriz.

Ben ‘fotoğrafçı’ veya ‘fotoğraf sanatçısı’ gibi sıfatlara sahip olmak adına yapmıyorum bunu. Ben, sadece bir fotoğraf makinası satın alıp, gönlünce fotoğraflar çeken biriyim. Herkes gibi ben de bol soğanlı lahmacun yemeyi, duş alırken çişimi yapmayı, veya kız arkadaşımla kaşık pozisyonunda uyumayı severim. Yani diyeceğim şudur ki; kendinize “ne yaparsam uygundur?” diye sormak yerine “ben ne yapmak istiyorum?” diye bir sorunuz. Eğer kendinize bile yalan söyleyebiliyorsanız bilemem tabi, fakat bu soruyu dürüstçe cevapladığınızda, işte o zaman beni anlayacağınıza adım gibi eminim.

Yağız Yılmaz @tumblr