ömrü boyunca en az on kulaklık eskitmiş okurlara hitap eden blog
Piyano tuşlarından gezinen sihirli parmakların ve berrak mı berrak bir sesin ürünü Aziza Mustafa Zadeh‘in müziği. Batı müziğini kendi ritm ve tınılarımızla harmanlayarak Azerbaycan’dan dünyanın her noktasına önemli bir açılım yaptı zaman içinde. Yaptığı müziği dinlerseniz yabancılık çekmeniz çok zor, çünkü kesinlikle kendinizden bir şeyler bulacaksınız. Gezegenin her köşesinde devam eden medeniyetler çatışması olayının esprisini bir kenara bırakıyorum. Eğer her iki medeniyetin çağlar boyunca kümülatif olarak bugüne getirdiği müziksel gelişimin birbine vurulmuş halini dinlemek istiyorsanız Aziza Mustafa Zadeh (nam- diğer Die Prinzessin des Jazz) tam da kulaklarınızın ihtiyaç duyduğu bir mozaik.
Aziza Bakü’de ünlü piyanist Vagif Mustafazadeh‘in kızı olarak dünyaya gelir, belki de en büyük şansı budur onun. Babanız bir müzisyense onun mesleğini kapmamanız pek zor oluyor. Johann Sebastian Bach ve Frédéric Chopin hayranlığıyla geçen bir çocukluk ve henüz 17 yaşındayken efsanevi jazz piyanistinin adını taşıyan Thelonious Monk Piyano Yarışması‘nda kazanılan birincilik yaşar ilerleyen yıllar içerisinde. Onun müzisyen olmasında en büyük paya sahip olan kişiyi, babasının kendi onuncu yaş gününde kalp krizi nedeniyle kaybetmesi de çocukluğunun kötü anılarındadır.
Debut ve self-titled albümü 1991′de 21 yaşındayken çıkar, buradan da Aziza Mustafa Zadeh‘in yaşını hesaplayanlar olacaktır. Her zaman yaptığı müzik övgü alır, dünyanın en önemli salonlarında, en büyük jazz festivallerinde çalar. Diskografisini de vereyim hemen :
Bu yılın sonunda, sanırım Altın Portakal Film Festivali‘nde de performansıyla karşımızda olacak jazzın prensesi. Şu an için verilen tarih 17 Kasım ancak zaman neler gösterir bilinmez.
Yorumla