Wolf Parade akustik ortamlarda

Bir başka yıldızı parlayan Kanadalı grup; Wolf Parade. Başarılı beş müzisyenden oluşan bir indie-rock grubu Wolf Parade.

Aslında grubun kuruluş hikayesi oldukça ilginç. Her şey, Greanadine Records’tan Alex Megelas’ın eski Frog Eyes üyesi Spencer Krug’a götürdüğü teklifle başlıyor. Krug, üç hafta içinde bir grup oluşturup sahneye çıkacaktı. Önce Atlas Strategic’in eski üyesi ve aynı zamanda yakın dostu olan Kanadalı gitarist Dan Boeckner ile bir araya gelip Krug’un dairesinde şarkı yazmaya başladılar. Bir süre drum machine kullandılar. Ancak daha sonra Krug, Arlen Thompson’ı baterist olarak gruba davet etti. Grup, tam kadro olarak ilk provasını, ilk performansından bir gün önce yaptı. Tur boyunca Wolf Parade kayıtlar yaptı ve 2003 yılında, kendi adını taşıyan dört şarkılık ilk EP’sini yayınladı.

2004 yılında, Hadji Bakara, Wolf Parade’e katıldı. Aynı yıl içerisinde, grup ikinci bağımsız, kendi adını taşıyan altı şarkılık EP’sini yayınladı.

Dante DeCaro (eski Hot Hot Heat üyesi), 2005 yılında ikinci gitarist ve perküsyonist olarak gruba dahil oldu. Wolf Parade, Modest Mouse’tan Isaac Brock’un desteğiyle Sub Pop ile anlaşma imzaladı.

Eylül 2005’te, grup, ilk albümü olan “Apologies to the Queen Mary“i Sub Pop etiketiyle yayınladı.

Wolf Parade - At Mount Zoomer artwork'ü pek de enteresan...Ve Wolf Parade, 2008’de, yine Sub Pop etiketiyle yayınlanan albümleri “At Mount Zoomer” ile tekrar karşımızda.

Albüm, Arcade Fire’ın sahibi olduğu Petite Église adlı bir kilisede kaydedildi. Prodüktörlüğünü de grubun bateristi Arlen Thompson üstlendi. Bu sefer “Apologies to the Queen Mary” üzerinde etkisi bulunan Isaac Brock tamamen “dışarıda” tutulmuştu.

Albümdeki şarkıların sözleri Arcade Fire’ın genel yapısı ile paralel sayılabilir. Cenaze törenleri, şehirler, hayaller, hiçbir anlam ifade etmeyen şeyler…

Soldier’s Grin” ile oldukça güzel bir giriş yapılıyor albüme. Başlangıçta klavye ve gitar tonları ile tutup çekiyor kendine. Ve Boeckner sesleniyor: “In my head, there’s a city at night”, diyerek. Bizleri kendisine hayran bırakan o tedirgin ve çaresiz tonla devam ediyor ve “This place here is no friend of mine” diyerek şarkının bütün iyimser havasını bir anda silip atıyor. Ardından “Call It A Ritual” ile Krug dinleyiciyle buluşuyor. Belki sesi, Boeckner’e göre daha az “rahatsız edici” ama en az onun kadar içine işliyor dinleyenin. Ve “Language City”, “We’re tired, we can’t sleep” sözlerini kazıyor aklımıza Krug ve Dan.

Albümün belki de en göze batan çalışması geliyor; altı dakikalık, altıncı şarkı: “California Dreamer”. Gerçekten çok güzel söz ve müziğe sahip. “And I just thought I might have heard you on the radio but the radio waves were like snow.” diyerek çaresizliğin en güzel halini anlatıyor bize.

An Animal In Your Care” ise dikkat çeken bir başka çalışma. “And when I die, you can put on costumes – in the style of the clothes I wore and sing the songs your lover taught you” adeta öğüt niteliğinde sözler. Kapanışı ise yaklaşık 11 dakikalık son derece güzel bir çalışma olan

Kissing The Beehive” ile yapıyor albüm. Krug ve Dan’in birlikte yazdıkları tek şarkı olması da bunu ilginç kılıyor.

At Mount Zoomer” ile birlikte Wolf Parade, kendilerini bize sevdiren o tarzını korumuş ve ilk albümle gelen başarının ardından çoğu grubun yakalandığı ikinci albüm sendromuna yakalanmadan oldukça kaliteli bir çalışmayı önümüze sunmuş.