Hamburg Song

Yemek masası gördü mü parmaklarım tıkırdamaya başlar.. Sığ sularım dalgalanır, kendini ele vermeye koyulur.

Rituellerin en kopuk hafızalara bile kopça kopça tutunduğunun kanıtıdır bu masa dolusu histeri, esasında.. Bir yer varsa aklının köşesinde; bir-kaç kenarlı, prüzlerini tırnaklamak istemin salt insanlığından.. Sıyrılıp çıkabilirsen derinin üzerinde süs; kılcal damarlarından,

o zaman bir miktar tanımsızsın işte.
İstersen.

Kahven varsa, çantan boş, dolabın kıvrıksa.. Makul sızıda bir lamban ve bacaklarını toplayacagın rahat bir sandalyen varsa, rituellerinin mekan kaygısı kaybolur.. Geçtiğin, geçirdiğin uç bucaklardan süzülür; yine oturtursun karşına kendi kalabalığını’.

Kim-se-ler çok ses tatmıştır elbet.
Çok seslendirmiş, çok vızıldamışlardır kulaklarda,
Her-kesler, burnunu tıkayıp, sözü, sahibinin avcuna bırakmıştır.
Balık dokusu gibi kaygan zeminlerde seğirirken.
Öyle kalmayı, kalabilmeyi seçmişlerdir..

hepsi, hepsi makuldur.

Fakat hep bir’ vardır. Hep bir’ de yok tur.
Bu bir kısır döngü değil, sabit pi sayısıdır.

ne kadar dönersen dön.

Planlanmış hizmet dışı kalma saati altı.
Günlerden hep Pazartesi; legal tatil.
Aralığın hazirana bağlandığı, şubatta koptuğu bir yerdeyim.

Bunlarda uzay aşrı anı birikintilerim.
iyi akşamlar.

On Screen

Asu Ceren. Yazıdaki gayri ihtiyari yapılmış imla hatalarını düzeltmeye gerek duymadım. Böylesi güzel.  En anlamadığım şey birbiriyle uyumlu renkler seçmektir. Çizdiğim şeylere renk atılmaz genelde. Boşlukları boşluklarla doldururum. Bi geyiği yok. Beceremediğim için öyle. Ama becerebilen birileri olduğunu bilmek harika birşey. Negzel  şey lan uçuk uçuk maviler. Bu güzide sanatçının diğer çalışmalarına da göz atmak için beyaz tavşanı takip edin : http://klayemi.deviantart.com

Paydaşlarla paylaş:
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Facebook
  • StumbleUpon
  • Tumblr
  • email
  • RSS