ömrü boyunca en az on kulaklık eskitmiş okurlara hitap eden blog
İsveç, Avrupa’nın en geniş ormanlarına sahip olmasının dışında çıkardığı death metal gruplarıyla da bir o kadar ünlü tabi. Kimi insan sevmiştir orijini İskandinav rejyonu olan death metalin melodik altyapısını, kimi insan sevmemiştir. Şahsıma münhasır babalar gibi Amerikan metali dururken bunun içine depresif ataklar rendelenmiş, gazı kaçmış İsveç metalini pek tercih etmem birkaç grubun dışında. E madem ki bana müziğini dinleten İsveçli bir death metal grubu var, biraz kelam etmem farz olur bu durumda.
1995′te Helsingborg’da Inferior Breed ismiyle kurulan grup bir yıl sonra Soilwork adını alır. Pantera (çok severim), Meshuggah (gizli efsanedir) ve Carcass (bayılırım) gibi ne kadar çok sevdiğimi farklı farklı şekillerde anlatabildiğim üç gruptan esinlendikleri bilinir o zamanlarda. Zamanla müzikleri daha melodik bir yapıya bürünür haliyle. “In Dreams We Fall into the Eternal Lake” 97′de çıkan bir demodur ve Soilwork diskografisinin kronolojik sırasında en üstte yer alan materyaldir.
Death metal sahnesinin zirvedeki isimlerinden biri olmaları ise 2001′deki çıkardıkları “A Predator’s Portrait” ile başlar. Nuclear Blast etiketiyle çıkmıştır bu albüm, label-mate’leri olan In Flames ile turlamaya başlarlar. Rüştünü ispatlamaları yine bu dönemde Wacken Open Air Festival’de bangır bangır çalmaları ile gerçekleşir ki bu festivalin önemini lise döneminde bu festivalde, Almanya’da çalmayı başaran yerli heavy metal grubumuz, canımız, cananımız Pentagram‘ın üç ay boyunca geyiğini yaptığım itirafıyla anlatabilirim ki bu da benim geçmişle hesaplaşmam olsun.
2003′te çıkan “Figure Number Five” ile artık ekşisözlükte haklarında enrty girilmeye başladı grubun. 2005′teki “Stabbing the Drama” ile metalle yeni tanışan yakın arkadaşlarım bile “bak abi böyle bir grup var” diye Soilwork CD’siyle çıktılar karşıma. Hemen hemen her yerde bilinen bir death metal superstar-band halini alımştı diyebiliriz Soilwork için, ya da diyemeyiz death metal için uygun bir
tabir olup olmadığı tartışılabileceği için.
“Sworn to a Great Divide” 2008′te çıkan son Soilwork albümüydü. Kendilerine die-hard fanlığımı ilan etmeme sebep olan “Stabbing the Drama” kadar başarılı bulmadım o albümü hiçbir zaman ki satış rakamlarının beni doğrulaması daha da böbürlenmeme sebep oluyor. Hala Nuclear Blast Records gibi bir label’la çalışıyorlar ve bence sırf bu yüzden büyük hatalar yapmaktan uzaklar müzikal kariyerlerinde.
30 Eylül 2006 Ankara ve 1 Ekim 2006 İstanbul konserlerini köpeklerin güleceği bahanelerle iptal eden -belki de organizatörlerin yediği halttı, günahını almayalım adamların- grup elemanlarına saygım biraz azalmıştı. Grubun genel olarak diğer bir eksiği ise çorap değiştirir gibi yaşanan eleman değişim. Merak edenler şu linki takip etsin de gruptan kimler gelmiş kimler geçmiş görsün. Birlik beraberlik konusunda derse ihtiyacı olan amatör gruplarımızın elde edebileceği mecmualarda yer almaması, poz vermemesi, şeklinin olmaması gereken bir grup Soilwork. Neyse ki Mart ayında gitarist Peter Wichers daha eleman değiştirmeyeceğiz diye açıklama yapıp yüreklere su serpti, kendisine teşekkür ediyoruz.
Son olarak grubun çalıştığı ilk label olan Listenable Records grubun ilk iki albümünü (ya da uzunçalar diyeyim) tekrar basıyor, bu albümler Steelbath Suicide” ve “The Chainheart Machine”. Label tarafından yapılan açıklamanın orijinali sizlerle paylaşıp tarafsızlığıma gölge düşürmüyor ve sözlerimi burada bitiyorum.
Steelbath Suicide” (1998) and “The Chainheart Machine” (1999) will be reissued in deluxe super jewelcases with revamped artwork and contain bonus tracks. Out of print for a while, these re-releases are a “must-have for any Soilwork fan who missed the originals while the various bonus materials make it worth for die-hard fans to get these gems again,
Yorumla