Dehlizlerin grubu, Mastodon.
Albümlerindeki tematik ögelere alıştığımız Mastodon‘un son icraatı astral seyahat, okültizm ve bizdeki Baltacı ile Katerina‘nın mistik hali Rasputin ve Aleksandra gibi konularla işlenmiş. İlk anda Crack The Skye‘ın Baltimore’lu progressive üstadları Crack The Sky için yapılan somut bir saygı duruşu olarak düşünmüştüm. Meğerse davulcu Brann Dailor‘ın 14 yaşında intihar eden ablası Skye Dailor için bir ağıtmış.

Prodüktör koltuğunda Brendan O’Brien‘ın olması, grupta Fatih Terim‘li Milli Takım etkisi yaratmış ya da “daha iyi bir dünya için temiz vokal” sloganlı hayır kampanyası var da benim mi haberim yok bilemiyorum. Yine de Capillarian Crest dengi bir şarkı bulamama rağmen albümden memnun kaldığımı söyleyebilirim.

İlk parça olan “Oblivion”u beğenmediğim için fırtına öncesi sessizlik olarak tanımlamak zorundayım. Albümün gerçek açılış parçası introsunda Brent Hinds’in elinden çıkan banjo notalarını duyuyoruz akabinde Bill Kelliher ve Brann Dailor A. Ş. tabir yerindeyse dinleyicinin ağzına yüzüne vuruyor. Zaman-mekan ikilemi yaratan gitarın ve vokalin götürdüğü hardcorevari bir nakarata sahip olan Quintessence de bir hayli güzel olmuş. “The Czar” ve “The Last Baron” gibi 11 ve 13 dakikanızı alacak iki şarkı adeta marş niteliğinde. Özellikle bir klavye maratonu olan “The Czar”ın son dakikalarını uzun kılan solo, insan işi değil. “Ghost Of Karelia” ise kanıyla ve kafatasıyla iyi bir geçiş parçası olmuş (doom metal ögeleri taşıdığını belirtmek istedim). Albüme adını veren “Crack The Skye”da Neurosis‘ten Scott Kelly konuk vokal olarak katılmış. “Strike the shepherd / Sheep will scatter” gibi zekice ve Stephen Hawking’ce liriklerle dolu olan albüm aynı zamanda bir öğreti olma niteliğini de taşıyor.

Vokal Troy Sanders, Stereogum‘a verdiği röportajda şöyle demiş.

Crack The Skye is a departure from everything we’ve previously recorded in the sense that we kinda strapped on our aeroshells and departed from Earth for a while, and then captained to the ethereal element of the universe and kind of slept on the roof of the world for a while to get a perspective on this record. … Basically we’re exploring the ethereal world. We’re dissecting the dark matter that dominates the universe, in a nutshell.

Türkçesi; kayıt aşamasında dope’un dozajını ayarlayamadık allahımıza teğet geçtik demek.

Mastodon, bu albümüyle Prog-Sludge aleminde hiçbir grubun daha önce hiç gelemediği bir yere geldi ve bunu astral uçuş temalı şarkılarıyla dalga geçmek için söylemiyorum.

Mastodon'un afterpartyleri gibisi yok.

Paydaşlarla paylaş:
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Facebook
  • StumbleUpon
  • Tumblr
  • email
  • RSS