ömrü boyunca en az on kulaklık eskitmiş okurlara hitap eden blog

Boş gecelerde 2003′e geri dönğo Fransız screamosunun güzel örneklerinden bir Mihai Edrisch albümü olan “L’un Sans L’autre“‘a dönmenin faydası var.
“A Demi Mots”
“Et Pourtant”

Maryland’ı yaptıkları efsanevi extreme metal festivali ile bilirdim, artık bu grupla da bileceğim. Topshelf Records adlı hakkında pek de bilgi sahibi olmadığım bir label ile yoluna devam eden post-rock / screamo karışımı, bazılarının, ki bu bazılarının blogumuzu çok seveceğini tahmin ediyorum, işte tam dinlemek istediğim şey diyeceği türden bir müzik yapıyorlar. Geçtiğimiz Kasım ayında çıkan “The Lack Long After” adlı albümleri de pek leziz. Bir yıl önce de çıkardıkları “Old Pride” var. Çok sevdiklerimiz arasındalar.
Yılın bu zamanına kadar dinlediği en iyi albümlerin listesini yapan hardcore punk dinleyicileri yandı. Daha önce The Armed diye bir gruptan bahsetmiştim, Converge ölürse bunlar dinlenir diye. Sözümü geri alıyor, bu müthiş özelliği bu Galler çıkışlı gruba yüklüyorum. “Hospital Corners” inanılmaz ama inanılmaz bir albüm (bence). Benim için klasikler arasına girdi. “Visilant” için bir de klip gelmiş ki o da çok güzel, normalde pek video koymuyorum bloga ama bu kez dayanamadım. Dinleyin bu grubu.

Profound Lore Records deniz gibi, ne çıksa yeniyor. Label’ın beni kendine son aşık eden grubu Wolvhammer oldu. Şimdi ilkokul matematik bilgilerimizi yoklayalım. Extreme müzik severler bir kümede olsun, diğer kümede de evde hasta yatanlar. Bu kümelerin kesişiminde siz varsanız, grubu son albümü ”The Obsidian Plains” aradığınız ilaç. Her ne kadar albüm grubun debut’su “Black Marketeers of World War III” kadar beğenilmese de sludge ve punk etkileşimleri burada daha belirdi karartılmış crust grubunun. Son albümün ikinci şarkısı aşağıdaki play butonuna basarsanız çalacak.
“Writhe”
Bu grupla ilgili bir post daha vardı. Şimdi benim bildiğim ikinci albümleri çıkmış: “Conversation Piece“. “Plan B” kadar güzel bu da yalnız grupta yaprak dökümü olmuş, violinist hatunu göremiyorum, kendisi blogumuzun da takipçisiydi yazılanları anlamasa da. Tabi enstrüman eksikliği de var.Yine de albümde her şarkı güzel, ben iki numaralı şarkıyı koymaya karar verdim.

“My Heroes Have Always Killed Cowboys” fena gideri olan bir albüm, maalesef bunu da yeni dinledim.

Julie Christmas gibi bir sludge efsanesini kadrosunda bulunduran grubun post-hardcore etkileşimiyle insanlığa armağan ettiği 2008 çıkışlı albüm “The Ruiner“. Dinlemediyseniz hemen masaüstünüzde unutma.txt dosyası açın ve bu albümü dinlemeniz gerektiğini içine yazıp kaydedin. Profesyonel bir hatırlatma programı kullanıyorsanız da ne yapacağınızı biliyorsunuz zaten.
ve “Bunny Boots“

Converge öldüğünde ardımızda kalanlar bunu dinleyebilir.

Biraz konser grubu tadında, biraz progressive. “The Ghost You Gave to Me” güzel bir albüm olmuş.

Gecenin karanlığı içime vuruyor son günlerde galiba.


Güzel bir albüm “No Color”.
How I’m suppose to know that?
How I’m supposed to know?
How I’m suppose to know that?
How I’m supposed to know?
How I’m suppose to know that?
How I’m supposed to know that you need me?