indie | punk | metal | alternative
Geçen sene metal alemi açısında tam bir sludge yılı olarak geçti arşiv sayfalarına ama geçen yıl dinlediklerimin arasında beni en çok vuran sludge grubu ne Mastodon ne de bir başkasıydı. Kylesa‘yı uzun zamandır yazmak istiyordum bloga, sonunda şansımı buldum ve bunu değerlendiriyorum. Decibel Magazine’in listesinde de albümleri harika bir yerde, benim için de öyleler. “Static Tensions” mükemmel bir albüm, Prosthetic Records tarafında release edildi bu albüm. Maalesef label hakkında fazla bilgiye sahip değilim. Dinleyici yormadan harika bir şekilde icra ediyorlar türlerini. Zamanında müzikle neden uğraşmadım hiç diye kızarım kendime ama eğer müzikle uğrasaydım yapmak istediğim müzik sanırım Kylesa‘nın yaptığı müziğe çok yakın olurdu. Dinlenilmesi, dinletilmesi farz olanlardan bu grup.
2001-2004 yılları arasında varlığını sürdürebilmiş, deyim yerindeyse Washington post-punk arenasının ölü doğmuş efsanesi Black Eyes. Müziklerindeki deneysel noise etkisi açıkçası benim için onları efsanevi kılıyor üç senelik gizemli müzik hayatlarıyla birlikte. Bak bir ara şöyle de bir grup vardı deyince daha da gizemli oluyor o üç yıl. Ben bu grbun derinine inerim diyenler Early Humans split’i ya da “Shut Up, I Never” albümüyle başlasın bir yerden.
Nottingham’da takım ruhu adına ilerlemeler var dersem arkadaşlarımın çoğu Nottingham Forest’ın Premier Lige geri dönüş yaptığını falan zannedecektir. İçerisinde bulunduğum yağmurlu cumartesi gününü bana günlük güneşlikmiş gibi hissettiren Amusement Parks on Fire şehirden son zamanlarda çıkış yapan en iyi takım. Giriş cümlesinden bugün oynayıpta kaybettiğim futbol bahis oyunlarının etkisinin olduğunu anlamışsınızdır eminim. Buna rağmen grubun Filter Records etiketli s/t debut albümüyle ayakta duruyorum. Grubu dinleyip de Daniel Knowles ve Joe Hardy‘nin yeteneklerine hayran kalmamak elde değil. Grubun geçen eylül ayında çıkan “Young Fight” adlı albümüne de dikkat. Debut’dan “Venosa” geliyor.
2009′da hayatıma giren en güzel şeyler Passion Pit ve Tumblr.Com‘du diyebilirim beş saniye düşündükten sonra. “Manners” albümü bizim de yılın en iyileri listemizde yerini almıştı hatırlarsanız. Sevgililerden ayrıldıktan sonra, kötü geçen sınavlardan sonra bürünmemiz gereken pozitif moda bu beş genç ve yetenekli müzisyen arkadaş sayesinde büründük bir yıl boyunca, isimlerini zikredip kulaklarını çınlatalım; Michael Angelakos, Ian Hultquist, Ayad Al Adhamy, Jeff Apruzzese, Nate Donmayer. Kulaklarını çınlatabildiysek hakkımız olan yeni albümü de talep edelim.
Amerika’nın tüysüz ergen gençlerince en sevilen müzik türü emotive post-hardcore grupları olsa gerek. Küçümsediğim düşünülmesin, ben de bir zamanlar Boysetsfire dinlerdim, ki hala dinlerim. PMToday de debut albümünü bu yıl içerisinde çıkaran Rise Records‘un çiçeği burnunda gruplarından bahsini ettiğim janra ait. “And Then The Hurricane” harika bir albüm kapağına sahip bir albüm. Albümü dinlediğinizde bu genç arkadaşların poplaşan türün içine yeteneklerini sergileyebildikleri progresif soslar da eklediğini duyabiliyorsunuz. Yetenekli insanları desteklemeye devam ediyoruz Riffual.Com olarak !
One-man-project post-rock icra eden adama ne kadar saygı duymak gerektiğini müzikle uğraşan ya da çok ters davranışlara sahip bir kız arkadaşı olan herkes hemen hemen bilir. İnternette her yerde dolaşan bir albüm var ama herhangi bir label ile anlaşıp elle tutulabilen somut bir materyale sahip mi bu arkadaş bilemiyorum ama albümünden güzel bir şarkıya kulak vermekte fayda görüyorum.
İleri derecede Ed Banger hastalığı olan birkaç arkadaşın bir araya gelip imza attığı şahane bir proje. Mizanpajına kurban softkopi derginin yanında blogununda da birbirinden güzel miksler var. Bennisimo.
bu blog : http://paparadergi.blogspot.com/
bu da dergi : http://paparadergi2.blogspot.com/2009/01/blog-post.html
Uzun zaman oldu bloga yazmayalı. Bu uzun ara müziksiz geçmedi tabi. İşte son zamanlarda dinlediğim en leziz topluluk. Sacramento, CA çıkışlı bu yedi genç arkadaş duru post-hardcore’u inanılmaz bir deneysellikle icra ediyor, dinleyince eminim siz de şaşıracaksınız. “Plan B” adlı bir albümleri, albümün bütün şarkılarına Last.fm üzerinden ulaşmak mümkün. Kaçırılmamalı bu grup.
Yılın ilk çatışması 16 Mart akşamı Beyoğlu’nda gerçekleşecek. Tahmin edileceği üzere bu güzel aktivite de Riot Promotions tarafından düzenleniyor, yer yine Kemancı. Zamanında Terror‘ü para verip DVD’si alınacak tek grup ilan etmişliğim vardır kendimce, canlı performanslarının nasıl olacağını mevzusuna girmiyorum bu yüzden ama bilmeyenler için söyleyeyim, rakibi öpen bir gruptur.
Belirsiz fikirleriyle bize sırtını dönüp yürüyen bu dört adam İsveç’in underground’ta olmuş önemli indie topluluklarından The Faintest Ideas‘ı oluşturmakta. 2003′te müzik yaşamına başlayan grup üyeleri yola kendi kurdukları Yellow Mica Records‘tan bir EP çıkartarak başlamışlar, bugün ise albümleri DC bölgesinin en önemli indie labellarından olan Slumberland Records‘tan çıkıyor. Yakın zamanda bu gürültülü arkadaşların seslerini daha çok duyacağız gibi.
DC Hardcore sahnesi içinde politik kaygılar ve emotive melodileri ile önemli bir yer edinmiş gruplardan 1905. İsmi itibariyle Galatasaraylıların da pek sevebileceği bir grup olan 1905 maalesef günümüzde aktif değil. 2000′de başlayan ve altı yıl süren müzik yaşamlarında “Voice” adlı başarılı bir albüme imza attılar, bu albüm underground hardcore/punk ortamlarında isminde büyük saygıyla bahsedilen bir yapıt aynı zamanda. “Cant Change Everything“, “Control” gibi mükemmel şarkıları barındıran albüm http://www.lastfm.com.tr/music/1905/Voice adresinden tamamen indirilebilir, grup olarak telif hakkı felsefesine tamamen karşılar tabi. Female-fronted hardcore’un önemli örneklerinden olan bu gruba kulak verilmesi gerektiği kanaatindeyim.